Avustralya Sohbetleri-2 | Sydney’de Öğrenci Vizesiyle Yaşamak

Avustralya Sohbetleri fikri ilk aklıma geldiğinde, hem çok heyecanlandım hem de biraz boyumdan büyük bir işe mi kalkıştım diye düşünmeden edemedim açıkçası:) Ama ilk sohbete verdiğiniz tepkiler ve devamına duyduğunuz merak beni o kadar mutlu etti ki, Avustralya’yı başka gözlerden anlatma heyecanım katlanarak çoğaldı..
(Çok önemsemesem de gelen bir kaç tepkiye istinaden şunu tekrar belirtmek isterim ki, buradaki sohbetlerimde aldığım cevaplar tamamen arkadaşlarımın şahsi fikirleridir, aynı yerde yaşadığım bu arkadaşlarımla aynı hayata bile farklı gözle bakarken, kimsenin bu sohbetleri kırıcı bir şekilde eleştiri hakkı bulunmamaktadır. Ben az çok alışmış olsam da, arkadaşlarımın bloğuma ve buraya gelmek isteyenlere yaptıkları bu iyilik sonucu canlarının sıkılmasını asla istemem:))
Byron Bay, Avustralya
Bugünkü sohbetimi gerçekten benden çok farklı bir gözle size Avustralya’yı anlatacak olan arkadaşım Onur’la yaptım. Onur’la ilk tanışmamız, ilk geldiğimiz günlerde gittiğim dil okulunda, öğlen yemeğinde evden getirdiğim kuru fasulyeyi yerken, o yediğin kuru fasulye mi cümlesi ve tabağıma doğru attığı acıklı bakışlarla başladı:) (Gülerek anlatıyorum çünkü sonraki hafta bir tencere kuru fasulye ve pilavla okula gidip, hep birlikte yemiştik:)) Onur, önceleri benim için Galatasaray forması ile dil okuluna gelen sıradan bir Türk arkadaş kategorisindeyken sonraları her başım sıkıştığında aradığım (Türk Marketinden aldığım 12 poşeti 3 kat çıkarmışlığı vardır:)),  sadece burada olmasından dolayı bile kendimi yalnız hissetmediğim bir arkadaşım oldu..
Lone Pine Koala Sanctuary, Brisbane, Avustralya
Onur’la yaptığımız bu sohbet, hem o kadar samimi hem de farklı oldu ki, okumanız için sabırsızlanıyorum ve hemen sizi Onur’la baş başa bırakıyorum:)
Merhaba Onur:) Bize biraz Avustralya’ya gelmeden önceki hikayeni anlatır mısın?
Merhaba Minik:) Hemen kısaca anlatayım. 1985 yılında Ankara’da doğdum, fakat bir çok yönünü Sydney’e benzettiğim İzmir’de hayatımın önemli kısmını geçirdim. 2011 yılında Pamukkale Üniversitesi’nden Makine Mühendisliği ünvanını aldıktan hemen sonra Ankara’da Asteğmen olarak bir yıllık vatani vazifemi de tamamladım. Buraya kadar her şey orta gelirli bir memur ailesinde yetişen sıradan bir insanın hikayesi diyebilirim, ta ki özel bir nedenden ötürü İstanbul’a yerleşene kadar.. Buraya gelmeden önce müşterilerinin önemli kısmını yabancı firmaların oluşturduğu, otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir firmada üretim şefiydim. Bedenim iş yerindeki ağır sorumlulukların ve stresin üstüne günden güne yorulurken, zihnim İstanbul’da yaşamanın zorluğu ile baş etmeye çalışıyordu. Bunun yanı sıra aklımda her zaman çılgınca gezmek, yeni insanlar ve kültürler tanımak vardı. Bu gel gitler üçüncü yıl sonunda Avustralya’ya gelme kararımla son buldu.
Palm Beach, Sydney, Avustralya
Gerçekten çok radikal bir karar, tebrik ederim:) Peki dil eğitimi için neden Avustralya’yı seçtin?
Aslında kafamda önceleri filmlerden tanıdığım Amerika vardı ama araştırdıkça Avustralya’nın daha çok avantajı olduğunu gördüm. Bunlardan tabii ki en önemlisi haftalık 20 saatlik çalışma izni ve okulların daha ucuz olması. Bir önemli avantajı ise özelikle Sydney’de bir çok kültürün aynı anda barış içinde yaşamaları, yani geldiğimden beri Sydney’de hiç yabancılık çekmedim:) Kanada’yı ise ikliminin soğuk olduğunu bildiğim için araştırmadım bile. Avustralya’nın önemli bir artısı da güvenli bir ülke, özelikle kız babalarının bu konuda içi rahat olabilir.
Glass House Mountains, Avustralya
Ne kadar zamandır Avustralya’dasın?
1.5 yıl olmuş bile:) Bunun yaklaşık bir yılını dil eğitimine ayırdım, 2-3 aylık bir tatil sürecimden sonra da bir kolejin diploma programında proje yöneticiliği okumaya başladım. Haftanın sadece iki günü okula gidiyorum ve aynı zamanda da
online takip ettiğim bir dersim var. Bu tip programlarda okumak için en az Upper Intermadiate seviyesinde bir ingilizceye sahip olmak gerekiyor. Derslerin sınavları olmuyor, bunun yerine haftalık konuyla ilgili kompozisyonlar yazıyoruz. Biraz zor ve sıkıcı diyebilirim, dil eğitimi almak daha keyifliydi:) Özelikle yaşım geçti bu yaşta dil okuluna mı gidilir diye düşünen arkadaşlar hiç endişe etmesinler. Bu yersiz endişe çeşitli ülkelerden gelen insanlarla kurulan arkadaşlıklar sonucu kısa sürede son bulacaktır.
Fraser Island, Avustralya
Avustralya’yı bir de senin gözünden dinlemek isterim:) Bize Avustralya’yı anlatır mısın, gözüne çarpan, hoşuna giden, şaşırdığın veya sevmediğin şeyleri..
 Burası rahat insanların ülkesi, özgür parmaklar ve ütüsüz pantolonlar:) Takım elbise altına parmak arası terlik giyenler mi desem, pembe saçlı piercingli bayan kamyon şoförleri mi… Her dinden her milletten insanların özgürce yaşadığı bir yer. Benim en çok hoşuma giden şey ise doğaya önem vermeleri. Avustralya sahillerinde 5 yıldızlı oteller, beach clublar yok. Tuvalete para vermek yok. Her eve yaklaşık 5-10 dakika mesafede nefes alabileceğin bir park var. Bisiklet sürene hem yol, hem saygı var. Trafik kuralları çok ağır. Özelikle özel tatil günlerinde cezalar 2-3 katına çıkıyor ve bu da araç kullananların daha da dikkatli olmasını sağlıyor.
Danger Falls, Avustralya
Avustralya’da sabah 5-6 altı dedin mi hayat başlar. Hemen her sokakta en az bir tane take-away (al- götür) kahve dükkanı var, insanlar işlerine gitmeden muhakkak buralardan bir kahve alır elinde içe içe gider. Hayat erken başladığı gibi maalesef erken de bitiyor. Bütün mağazalar akşam 6-7 gibi kapanıyor. Gece karnım acıktı şöyle bir yemek yiyip bir yere gideyim, içki dışında bir şey içeyim desen, yer bulmakta zorlanırsın. Diğer büyük bir sıkıntı da sağlık hizmetlerinin çok pahalı oluşu, her şey sağlık sigortası kapsamına girmiyor. Özellikle dişlerinde problem olan arkadaşlar kesinlikle Türkiye’de tedavi olup gelsin, burada dudak uçurtan rakamlar vermek zorunda kalmasınlar.
Brisbane, Avustralya
Şaşırtan olaylara gelirsek, sanırım geleli uzun bir süre olduğundan olsa gerek artık olaylara çok şaşırmıyorum. Ama okula başladığımda beni ilk şaşırtan olay şuydu; ilk hafta okul bir gün tatil edilmişti. Nedenini sorduğumda at yarışı olduğunu söylediler. Yarışın olduğu gün erkekler takım elbise, smokin, bayanlar ise abiye kıyafetler ve değişik değişik şapkalar, eldivenler giyip at yarışı izlemişlerdi. Daha sonraları ise kraliçenin doğum günü diye resmi tatil edildiğine şaşırmadığımı söylemem gerekir:) Bir şaşırtıcı olay da, okul gezisinde Avustralya’daki tarihi yerler gezimizin yaklaşık 100  yıl öncesine ait küçük bir ev ve kaldırım taşlarını yaklaşık 10 dakikada görmemizle son bulmasıydı. Sanırım anneannemin eski evini görseler tarihi müze yaparlar:) Bu arada şunu da söylemeden geçemeyeceğim ortak bir Gelibolu tarihimiz olan Avustralyalıların şehrin en önemli parkında yaptıkları şehitler anıtında Mustafa Kemal Atatürk’ün büstü ve yazısı var, gerçi bu şaşırılacak bir durumdan ziyade, dünya tarafından kabul edilmiş bir liderimizin olmasının verdiği gurur verici bir durum… Son olarak beni şaşırtan bir şey de Avustralya’ya geldiğimde Sydney’in başkent olmadığını öğrenmem olmuştu:)
Hyde Park, Sydney, Avustralya
Gelelim en can alıcı soruya:) Avustralya’da geçimini nasıl sağlıyorsun?
Hakikaten can alıcı bir soru, özetle çalışmaktan canımız çıkıyor:) Özelikle şunu belirtmek istiyorum, “Abi ben üçe beşe bakmam, iş bulunca çalışırım” diyen arkadaşlar Avustralya’da maddi sıkıntı çekmezler. Tabii bunları söylerken kulaklarımı çınlatan düşüncelere sahip kişilerin var olduğunu ve “Ah be kardeşim o kadar mühendislik okumuşsun oralarda kötü işlerde çalışıyorsun” dediklerini duyar gibiyim:) Senin de bildiğin gibi Avustralya’da iyi veya kötü iş diye bir şey yok. İyi ve kötü işçi veya işveren vardır. Meslekler arasında üst düzey bir gelir farkı olmadığı gibi en düşük saatlik ücretle çalışan işçi de insan gibi yaşar; etini yer, sinemasına gider, tatilini yapar. Kimse kimseyi yaptığı iş ile küçük görmez, herkes birbirine saygı duyar. Hatta Avustralya’da iş başvurularında herhangi bir önyargı oluşmasını önlemek için özgeçmişe fotoğraf konulmaz. Bu konuyla ilgili bir anımı paylaşmak istiyorum. Bir gece işinden üstümde işçi kıyafetleriyle çıktım ve arkadaşlarım da aynı gece bana yakın ve meşhur bir mekanda eğleniyorlardı. Beni de davet ettiler. Eve gidip üstümü değiştirip onlara katılmaktansa kapıdan bir selam verip çıkarım diye düşünmüştüm. Mekana gittiğimde herkes gayet şık giyinmişti. İçeri girerken güvenliğe sorduğum soru daha sonrasında beni çok utandırdı. Arkadaşlarım içerde, biliyorum kıyafetlerim uygun değil ama sadece selam vermek istiyorum dediğimde güvenlik bana “Dostum kıyafetlerinde hiç bir sıkıntı yok istediğin kadar kalabilirsin” dedi. Çekinerek girdiğim o mekandan hiç kimseden olumsuz bir laf hatta bakış bile almadan çok eğlenerek ayrılmıştım. O yüzden Avustralya’da çalışan ve geçimini sağlamak için her işi yapan arkadaşları küçümsemeyelim ve acımayalım. Bizler çalışmaktan mutluyuz..
Sydney, Avustralya
Gelelim aslında çoğunluğun merak ettiği soruya 🙂 Avustralya’da ne işler yaptım ve ne kadar kazandım. Avustralya’ya gelmeden önce en çok “Aman Türklerle çalışma özelikle kebapçıda hiç çalışma” gibi cümleler çok duydum ama burada kebaba veya gözlemeye elim değmedi diyenler nadirdir:) Ben de inanmayacaksınız ama geldiğim gün kebapçıda çalışmaya başladım:) İyi ki de çalıştım çünkü insan ilk geldiğinde İngilizcesi de iyi değilse kendine güveneceği ve aynı dili konuştuğu insanlar arıyor. Bu işimden yaklaşık 500 -600 AUD kazanıyordum. Bu arada içkili yerlerde çalışabilir ruhsatı alıp nadir de olsa festivallerin bar kısmında çalıştım ve bu işlerin saatlik ücreti 28 AUD’den başlıyor. Kebapçıda çalışma saatlerim düşünce yine bir Türk arkadaşımın vasıtasıyla hala da yaptığım Trafik Kontrol işine başladım. Bu iş için 2-3 kursa gidip ruhsat almak gerekiyor ve yaklaşık olarak toplam kurs maliyeti 500 AUD’ı bulabiliyor. Bu işin de saatlik ücreti 25 ile 35 AUD arasında değişiyor.  Aynı zamanda keyif için yaptığım ve ortalama saatte 20 AUD kazandığım bisikletle yemek dağıtma işim var ve dünyanın en keyifli işi diyebilirim:) Sadece bu işi yapıp çok rahat geçinen arkadaşlarım da var. Bunların dışında daha nice iş imkanları mevcut. Ben çalışırım diyen arkadaşlar Avustralya’da sıkıntı çekmeyeceklerdir.
Glebe Market, Sydney, Avustralya
İş imkanları dediğin gibi bol olsa da, yine de gelmeden önce bir birikim şart. Peki öğrenci vizesiyle gelecek kişiler sence nasıl bir birikimle gelmeliler?
Benim de gelmeden önce en çok kaygılandığım soru buydu diyebilirim. Tabi ki kişiden kişiye değişecek bir rakam bu, kişi kendini bilmeli ve ona göre birikimini ayarlamalı. Ama ortalama olarak bir şeyler söylemem gerekirse paylaşımlı ev kiraları haftalık 180-250 AUD ve 3 haftalık depozito ödemeniz gerekiyor. Yani ilk etapta cebinizden çıkacak para ortalama 200 AUD olan bir ev için 1000 AUD, haftalık yeme-içme giderleri de 200 AUD diyebiliriz. Yani haftalık olarak harcayacağınız minimum rakam 500 AUD’ı buluyor. Bence gelmeden önce en az 2 aylık bir birikimi yanınızda bulundurmalısınız. Şunu özelikle tavsiye etmek istiyorum gelirken yanınızda getirebildiğiniz kadar pantolon getirin. Burada işçilik değerli ve pahalı olduğundan 20 Dolarlık bir pantolonun paçasını yaptırmak için 30 Dolar vermeyin:) Onun dışındaki bütün ihtiyaçlarınızı uygun fiyatlarla buradan karşılayabilirsiniz, valizler dolusu eşyalarla buraya gelmenize gerek yok. Sigara içen arkadaşlara da buraya gelmeden önce sigarayı bırakmalarını tavsiye ederim çünkü tütün ürünleri gerçekten çok pahalı.
Lake Birrabeen, Avustralya
Bunca farklı ve zor işlerde çalıştıktan sonra, ben ne yapıyorum, neden buradayım dediğin oldu mu?
Tabii ki hemen hemen her gün:) Özellikle Türk arkadaşlarla yaptığımız sohbetlerde Türkiye’deki hikayelerimizden konuşup, yaşıtlarımızın hayatlarını inceliyoruz. Çoğu çalıştığı işlerde önemli görevlerde, evlenmiş çocuk sahibi. Bizim ise  geride bıraktığımız ciddi iş sorumlulukları, ailemiz ve arkadaşlarımız var. Mezun olduktan 5 yıl sonra tekrar öğrenci hayatını evinizden 15000 km uzakta yaşamak, yaşadığın evi paylaşmak gerçekten alışması zor bir dönem. Ama ben bu dönemi kolay atlattım. Genelde bu hüzünlü konuşmalarımızın sonu “Amaaan iyi ki gelmişiz yarın hangi kumsala gitsek, mangal mı yapsak yoksa bisiklete mi binsek” diyerek sona erdiriyoruz:)
Anna Bay Sand Dunes, Port Stephans, Avustralya
Avustralya’da Makina Mühendisliği yapmayı planlıyor musun?
Aslında ben biraz da mühendisliğe küsüp geldim. Çok dürüst ve iyi niyetli girdiğim iş hayatı beni  tereddütsüz yalan ve sonuna kadar inkar felsefesini benimseyen birine dönüştürüyordu. Bunun dışında yoğunluktan çok yakın arkadaşlarımın düğünlerine gidemediğim, birlikte çalıştığım insanların kalbini kırdığım oldu. Avustralya’ya sadece dil eğitimi alıp geri dönme düşüncesi ile geldiğim için şu ana kadar kendi mesleğimle ilgili bir başvurum olmadı. Şu anki yaptığım işten de çok memnunum, istediğim gün çalışıyorum istemediğim gün de çalışmıyorum. En sevdiğim yanı da iş bitince gerçekten bitiyor, dün yapamadığım işler, yıllık izin planları, çalışan problemleri veya önümüzdeki günlerde yapmam gereken işler gibi sıkıntılar yok. Önümdeki 1-2 yılı spontane yaşayıp kendimi sosyal hayatta geliştirmeyi ve gezmeyi düşünüyorum. Mesela şu an yapacaklarım
arasında kahve yapmayı, değişik ülkelerin yemeklerini yapmayı öğrenmek ve en kısa zamanda Japonya’ya seyahat etmek var.
Fraser Island, Avustralya
Senin ne kadar sosyal biri olduğunu çok iyi biliyorum:) Tek başına gelen biri olarak, ilk geldiğin zamanlarda yalnızlık çektin mi, sence tek gelmek korkulacak bir şey mi?
Evet birazcık sosyal biriyim bu konuda mütevazi olamayacağım, buradaki arkadaşlar bile bana muhtar derler, illa ki yolda tanıdığım biri veya gittiğim restoranda çalışan bir arkadaşım vardır:) Ben bu konuda hiç bir sıkıntı çekmedim özellikle dil okulunda kısa sürede bir çevre ediniliyor. Burada insanlarla tanışmak çok rahat herhangi bir güvensizlik hissetmiyorsun. Özelikle alışveriş yaparken acaba bu beni kazıklıyor mu diye bir düşünce dahi hissetmedim bugüne kadar.
Coogee Beach, Sydney, Avustralya
Peki, Avustralya’da boş zamanlarını nasıl geçiriyorsun?
Aslında ben boş zamanlarımda çalışıyorum:) Özellikle her boş zamanımda bisikletimi alıp yemek dağıtma işi yapıyorum hem spor oluyor hem de eğlence. Avustralya’da nasıl zaman
geçiriyorum diye sorarsan, küçüklüğümde Kaptan Tsubasa ile başlayan Japon Kültürü merakımı gidermeye çalışıyorum; Japonca öğreniyorum ve Japon restaurantlarında yemek yiyorum. Bunun yanı sıra 3-5 kişi bir araya gelip sahil kenarında mangal yapıyoruz. Her ne kadar dans etmeyi beceremesem de Latin müzik yapan eğlence mekanlarına gitmeyi seviyorum. Brezilyalılar biz Türklere çok benziyor onlarla birlikte gayet hoş, eğlenceli zamanlar geçiyoruz.
Morisset Park, Sydney, Avustralya
Avustralya’da yaşayan diğer insanların Türklere karşı bakış açıları sence nasıl?
Bugüne kadar herhangi olumsuz bir söz duymadım aslında pek olumlu bir şey de duymadım. Ne yazık ki ülkemizi sadece televizyon kanallarında çıkan terör haberleri
ile tanıyorlar. Ama bizleri tanıdıkça Türklerin ne kadar arkadaş canlısı, güvenilir ve paylaşımcı olduğunu söylüyorlar. Özelikle iş arayanlar veya geçici süre ile kalacak yer
arayan yabancı arkadaşlarım hep bizi arıyorlar, ne de olsa Tanrı misafiri deyip yemeğimizi ve yerimizi paylaşıyoruz. Bir keresinde dil okulunda mandalinamı bütün sınıf ile paylaştığımda Latin bir arkadaş sana hiç bir şey kalmadı dediğinde bizim kültürümüzde birinin önünde yemeğini paylaşmadan yemek ayıptır, biz paylaştıkça doyuyoruz diye anlatmıştım ama arkadaş dediğime hiç anlam verememişti:)
Surfers Paradise Beach, Gold Coast, Avustralya
Peki ya Türk dayanışması var mı, Türk arkadaşlarını nasıl edindin?
Genellikle buraya gelen Türk arkadaşların geride bıraktığı hikayeler birbirine çok
benziyor. Yirmili yaşların sonunda veya otuzlu yaşların başında Türkiye’de bir şeyleri denemiş, aradığı huzuru bulamamış güzel insanlar var burada. Diğer ülkelerden gelenler ise daha çok genç yaşta para biriktirip seyahat amaçlı geliyorlar. Durum böyle olunca yabancılarla genellikle İngilizcemizi geliştirmek veya eğlenceli vakit geçirmek için zaman
geçiriyoruz. Ama çoğu zaman Türk arkadaşlarla Türkiye özlemi gidermek, daha ciddi konularda konuşmak için bir araya geliyoruz. Bu da bizi bir dayanışma ve birliktelik içinde tutuyor.
Ability English, Sydney, Avustralya
Avustralya aksanına alışabildin mi, İngilizce öğrenmek isteyenlere bu ülkeyi tavsiye eder misin?
Son zamanlarda duyduğum ve garipsediğim bir soru da Avustralya aksanı nasıl, İngilizceyi bu aksanda öğrenirsek daha sonra iş hayatında konuşmakta zorluk yaşar mıyız sorusu. Şunu açık bir şekilde söyleyeyim biz Türküz ve Türk aksanımız var yani bu değişmeyecek:) Ben şu aralar Japonca öğreniyorum ve onu da Türk aksanı ile konuşuyorum:) Zaten şehir merkezinde genelde daha sonradan İngilizce öğrenenler ile muhattap olduğumuz için çok baskın bir aksan yok. Kırsal kesimlerde de anlamakta çok zorlandığım bir İngilizce ile karşılaşmadım. Amacınız sadece ama sadece İngilizce öğrenmek ise buraya 2-3 ay
süreliğine gelip yüksek paralar harcamayın derim. Hele ki yeterli birikimim yok
hem okuyayım hem eğleneyim hem de çalışayım derseniz İngilizce öğrenme süreniz uzuyor. Avusturalya’yı düşünen arkadaşların daha uzun süreli düşünmelerini tavsiye ederim. Zaten ilk aylar alışma ve eğlenme süresi. Değişik bir bakış açısı yakalamak, insana verilen değeri hissetmek ve dünya kültürlerini de tanımak istiyorsanız Avustralya kesinlikle doğru bir seçim olacaktır.
Fraser Island, Avustralya
Avustralya içerisindenereleri gezdin, seni en çok büyüleyen yer neresi oldu?
Avustralya büyüklüğü ve çeşitliliği sebebiyle gezginler için vazgeçilmez bir ülke.Yakın zamanlarda arkadaşlarımla kiraladığımız bir karavanla 20 gün
boyunca Sydney’in kuzeyine doğru seyahat ettik. Bu seyahatimizde beni en çok doğallığı ve inanılmaz gölleriyle Fraser Island etkiledi. Yalnız sen de çok iyi biliyorsun beraber
Wedding Cake dedikleri beyaz kaya parçasına ulaştığımızda anlattıkları şey bu
mu, bunun için mi geldik demiştik:)  Kabul edelim ki ülkenin güzelliği bir yana ellerindeki turistlik yerlerin bakımını ve reklamını da çok profesyonelce yapıyorlar.
Wedding Cake Rock, Avustralya
Son sorum hem biraz klasik hem de biraz duygusal:) Bu kadar uzak bir ülkede yaşamak sana nasıl hissettiriyor? En çok neleri özlüyorsun?
  
2017 yılı ile beraber İngilizcemin de iyileşmesiyle buraya alıştığımı hissediyorum. Ama ilk zamanlarda dil okulunda bulunan kocaman dünya haritasının önünde yemek yerken şöyle haritada Türkiye’ye doğru bakıp bakıp, nereye geldim, neydim ne oldum diye hep gelişimi sorgulardım. Özlediklerim ise en başta tabii ki ailem ve arkadaşlarım.. Sonrasında Türk yemeklerini, pazar günleri saatlerce yaptığımız kahvaltıları, midyeyi, kokoreçi, yediğim meyvelerin tadını, bir türlü bulamadığım yeşil eriği, dalgasız tertemiz Ege Denizimi, tarihi yerlerin gölgesinde çay içmeyi ve vapurun sesini özlüyorum…
Port Stephans, Avustralya
Hepimizin hayatları bambaşka olsa da, bir araya geldiğimiz anda özlemle bahsettiğimiz şeyler hep ortak, hissettiğimiz duygular tamamen aynı..  Onur’a hem bu güzel sohbeti hem de doğup büyüdüğümüz ülkeden binlerce kilometre uzaklıkta bana hissettirdiği güven, yardımseverlik ve arkadaşlık duyguları için çok teşekkür ediyorum.. Yolun hep açık olsun Onur, dünyanın neresine gidersen git, içinde yaşattığın bu dürüstlüğü, insan sevgisini ve mutluluğu kaybetmemen dileğimle..
37 Yorum yapılmış
  1. O zaman ben de Onur ve sana bu güzel söyleşi için teşekkür ederim 🙂 Keyifle okudum. Benim oraya gitmek gibi bir imkanım olmasa da deneyimlerinizi okumak çok güzel 🙂 Sevgiyle Kalın …

  2. Yine yine yine harika bir yazı olmuş. Onur a ve sana çok teşekkürler. Her seferinde kendimden çokça şeyler buluyorum. korkularım yerini hevese bırakıyor. Pırıl pırıl insanların oralara gitmesi beni çok mutlu ediyor. Bir yerlerde ne güzel Türkler var diyorum hem de gencecik. Emeğiniz, samimiyetiniz ve şeffaflığınız için 15000 kmlerce teşekkürler.

  3. Merhaba,
    Blogunuzu uzun zamandır begenerek takip ediyorum. Paylasımlarınız icin cok tesekkurler.
    Kısa bir sorum olacak. Gerci kisiye ve duruma gore degisiyor olabilir ama, bu paylasımlı evlerde kalındıgında, ileride tenant history dedikleri seyin olusması icin sizin de adınız kira kontratına giriyor mu, yoksa genelde sadece acıktan mı odeme yapılıyor. Gumtree deki cok az ilanda, kontrattan bahsediliyor cunku.

    1. Merhabalar, çok teşekkürler takibiniz için:)
      Dediğiniz gibi bu durum kişiye göre değişiyor, bazen evi bir kişi kiralayıp sonra kendisi de odaları kiraya verebiliyor bu durumda sözleşmede diğer kişilerin adı olmuyor. Ama ev direkt olarak ev sahibinden bir kaç kişi olarak ev kiralarsanız herkesin adı ayrı ayrı yazılıyor kontrata.

  4. Okurken tüylerim diken diken oldu kendimi buldum yeniden. Mühendisim ve ofiste yazıyorum sizlere yine. Birgün oralarda buluşmak dileğiyle. Çok bilgilendirici bir yazı olmuş gerçekten size ve Onur Bey,e ne kadar teşekkür etsem azdır. Bir çok sorumun cevabını aldım yine sayenizde :)..Hoşçakalın :*

  5. Dün yayımlayacağım dediğiniz yazıyı bugün heyecanla bekledim ama siteyi refresh yapmadığım için yazıyı geç farkettim 🙂
    Sizi başka bir blogda "AU ya gelmek için geri sayım yapan bir çiftiz" diye yazdığınız o yorumdan beri takip ediyorum yani ilk yazınız :))
    Biz de orada yaşama hayali kuran bir çiftiz bir de 1,5 yaşında bir sincabımız var 🙂 İkimiz de makina mühendisiyiz, oğlumuz doğduktan sonra burada büyütmek fikri çılgınca gelmeye başlayınca böyle bir arayışa girdik. İlk ve tek düşündüğümüz ülke de Avustralya :)))
    Umarız dil problemimizi aşınca biz de orada yaşayacağız. Arkadaşınız Onur'un "tereddütsüz yalan ve sonuna kadar inkar felsefesi" sözü beni hem güldürdü hem de içinde yaşadığımız çılgınlığın boyutunu net bir şekilde algımama yardımcı oldu, kendisine de bu samimiyetinden dolayı ayrıca teşekkür etmek istedim.
    Sizi verdiğiniz pozitif enerji ve faydalı bilgiler dolayısıyla ayrıca tebrik etmek isterim.
    Yolunuz açık olsun umarım bir gün tanışmak ve birlikte kahve içmek de nasip olur. Birlikte şuan benim hiç özlemediğim İstanbul trafiğini falan özleriz :))
    Özge

    1. İnanın o yorumumu hiç hatırlamıyorum, ne çok zaman olmuş, ne çok şey değişmiş:)
      Gerçekten Onur'un bazı cümleleri çoğumuzun düşünüp kuramadığı cinsten, maalesef..
      Hem takibiniz, hem de beğeniniz için çok teşekkür ederim. Umarım en yakın zamanda siz ve minik sincapla tanışır, kahve içerken İstanbul'dan bahsederiz, benim yapmayı en sevdiğim şey:)
      Sevgiler ve kolaylıklar dilerim..

  6. Merhabalar,

    Öncelikle söylemek istiyorum ki bloğunu, seni, üslubunu çok beğeniyorum. Başarılar diliyorum. Röportajı her yazın gibi yine bir solukta okudum. Bende anlattığın hikayelerdeki gibi burada mutsuz olan ve bir türlü tutanamayan biriyim ve eşimle gelmek istiyorum. Benim en çok kafamı karıştıran soru vize süreci. Örneğin Onur arkadaşımız nasıl yapmış? Konuştuğumuz dil okulları burada bir birikiminiz var mı, iş yerinizden izin kağıdı alabilir misiniz gibi sorular soruyor. Oraya yerleşmeye gideceğimiz belli olduğu için vize Red olacağını söylüyorlar. Bu konuda bilgi verir misiniz?

    1. Merhabalar, çok teşekkür ederim takibiniz ve yorumunuz için. Onur'un bir ajans vasıtasıyla geldiğini biliyorum dil okuluna sanırım Atlas Danışmanlık olması lazım. Çok yakın bir zamanda da farklı bir arkadaşımın kuzeni geldi hem şu an işsizdi hem de yaşı oldukça genç, 6 aylık dil okulu vizesi 1 hafta içerisinde çıkmıştı. Sizin durumunuz için neden öyle söylediler pek bilmiyorum açıkçası, farklı yerlere de sormaya devam edip vazgeçmeyin lütfen, red alıp sonra tekrar deneyip başaranlar bile var:)

  7. Harika bi yazı olmuş röportaj mı demeliyim yoksa:) Orada yaşayan bu tecrübeyi deneyimlemiş olan kişilerin gözünden bakmak oraya çok güzel okurken bile huzur buldum.En çok hoşuma giden de Onur'un boş zamanlarımda çalışıyorum aslında dediği kısım çok huzurlu bi cümle gibi geldi bana hayatı bir acil durummuş gibi yaşamamak.
    Özellikle son iki blogu Avustralya'dan al haberi tadında okudum Onur'a da teşekkürler tecrübelerini bizimle paylaştığı için.

    1. Çok teşekkür ederim hem kendi adıma hem de sohbet ettiğim iki arkadaşım adına:) Dediğiniz gibi burada hayat daha yavaş ve sindire sindire yaşanıyor Türkiye'dekine kıyasla..
      Huzur bulmanız beni ayrıca mutlu etti.. Sevgiler, hep huzurla kalın..

  8. Yine çok güzel bir sohbet olmuş 🙂 Bu seferki bana daha çok benzeyen bir abimle daha farklı bir bakış açısıyla gerçekleşmiş.Ben de bilgisayar mühendisliği son sınıf öğrencisiyim 3-4 sene içinde geleceğim inşallah 🙂 (eğer tecrübesizlik konusunda Avustralya'da iş bulma konusunda sıkıntı çekmeyeceğimi bilsem seneye bile olabiliridi 🙂 )

    Bu arada konuşmada geçen aşağıdaki cümle nasıl bir kültür şoku yaşayacağımın göstergesi olsa gerek 🙂 orada ben bir şey ikram edince birinin garipsemesini geçtim,eğer yanımda bir şeyler yiyip hiç "yer misin?" diye sormazsa şaşkınlığımı gizleyemem 🙂 (yemek istediğimden değil de incelik olsun diye de mi sormuyorlar? 🙂 )
    Bir keresinde dil okulunda mandalinamı bütün sınıf ile paylaştığımda Latin bir arkadaş sana hiç bir şey kalmadı dediğinde bizim kültürümüzde birinin önünde yemeğini paylaşmadan yemek ayıptır, biz paylaştıkça doyuyoruz diye anlatmıştım ama arkadaş dediğime hiç anlam verememişti

    1. Merhabalar, çok teşekkür ederiz güzel yorumunuz için:)
      Aslında Onur'un bu şekilde bir şaşkınlık yaşamış olması kimsenin Türkler kadar paylaşımcı olmadığı anlamına gelmiyor:) Bu durum bence biraz insana mahsus bir özellik, tüm Türkler Onur kadar paylaşımcı değilken, buradaki herkes de tam tersi diyemeyiz. Ama yine de pek çok konuda kültür şoku yaşayacağınız bir gerçek:)

  9. Ve işte kalk bavulu hazırla, bileti al ve uç… Mühendislik vizem çıktığı gün direk oradayım… Bu yazı resmen cesaret ve mutluluk kokuyor. Sana ne kadar teşekkür etsek az sanırım Uzaktaki Minik Kız. Onu abiye de teşekkürlerimi ilet… Çok aksilik çıktı planlarda.Ama hiç birini düşünmüyorum açıkçası.Düşündüğüm tek şey direk oraya gelmek. O para yeter mi bu olur mu demek yerine yaşayarak öğrenelim… 🙂

  10. Merhaba uzaktaki minik kız! Benim de 1.5 yıllık bir Avustralya deneyimim olmuştu 2010 senesinde. Fakat ben Melbourne'de yaşamıştım. Oradayken çok özlediğim çok yakın dostlarıma belli aralıklarla mektuplar yazdım, dönünce de o mektupları kendi bloğumda toparlayı yayınladım. Merak edenler için linki burada; http://evrimaykan9.wixsite.com/myblog/single-post/2016/12/15/Melbourneden-Mektuplar çok zorlu fakat çok değerli bir deneyimdi benim için. Bunu senin gibi insanlarla paylaşıyor olmak beni de çok mutlu ediyor. İyi okumalar! 🙂

  11. Merhaba uzaktaki minik kız bu değerli yazınızı da bir çırpıda okudum ve beynimin en nadide köşelerine kazıdım adeta 🙂 bu yola çıkma kararımı çoktan verdim fakat iş bulma konusundaki korkularım çok oluyor zaman zaman ve bu yüzden bir geri bir ileri gidip geliyorum. Sizin yazılarınız benim için adeta hazine gibi çok kıymetli inanın. Fakat Evrim Aykan hanım hemen bir üst yorumda linkini paylaşmış iş bulma konusunda çok çok zorlanmış ve bazende nefret etmiş sanki:) yazıyı okuyunca çok çok korktum doğrusu:) İş konusu gerçekten çok büyük bir hüsran olabilir mi dersiniz? Bu arada belirtmem gerekiyorsa eğer muhendisim fakat beni sosyalleştirecek işlerde çalışma konusunda daha hevesliyim…Hoşçakalın buraları çok özlememeye çalışın 🙂
    ÖZNUR

  12. Azərbaycandan selamlar
    Ben gelecek yil avustraliyaya gelmeyi düşünüyorum ne olur olsun zaten gelecektim bu yazı ise çok ayrı motive oldu bana çok teşekkürler boyle bir yazı için
    Severek izliyorum

    1. Çok mutlu oldum beğenmenize ve işinize yaramasına😊 Sizin de harika bir Avustralya hikayeniz olması dileğiyle, sevgiler..

  13. Makine müh. olarak Onur abinin bu yazısı cidden ışık tuttu. Sayende sosyal medya aracılığı ile kendisi ile tanıştım. Gerçekten çok çok paylaşımcı birisi… Zaman ayırıp sohbet bile ediyor benimle. BUrada sormak istediğim 2 şey var sadece UMK… Onur abi bazı kurslara gidip belgeler aldığını sylemiş. Bizdeki ISMEK mantığında mı bu kurslar ve bir kurum tarafından mı veriliyor. Bir de boş zamanlarında da yemek dağıtım işinden bahsetmiş. Bir işte çalışsak bile yemek dağıtım işi yapılabilcek bir iş mi? Resmi olarak bir engel çıkarmıyor mu?

    1. Çok mutlu oldum yazımızın fayda sağlamasına, Onur gerçekten de çok yardımsever biridir😊 İlk soru için mantık aynı diyebilirim. İki işte çalışmak konusunda ise yasal bir problem olmuyor saat sınırını aşmadıktan sonra.

      1. Bu sınır kastettiğin 20 saat filan sanırım. Benim tam zamanlı çalışma izni içeriyor vizem. Bunda da sınır oluşuyor mu acaba?(Mezun müh. vizesi…)

  14. Merhaba uzaktaki minik kız yazınizi okudum yazınız Türkiye mevcut ekonomik,sosyal ve siyasi durumdan bunalmış insanlar için adeta Avustralya’ya davet niteliğinde peki o bahsettiğiniz kadar kolay ve güzel bir yaşam mı var burda aslında bu yorumu yazmamdaki en büyük niyette bu. Yaklaşik 9 aydır Avustralya’da yaşıyorum Sydney’de de Melbourne’s bulundum ve bu süreçte çok fazla Türk ile karsilastim karşılaştığım hiçbir türkün hayatının o yazılarınizda adeta tasvir ettiğiniz avustralya rüyası ile karşılaşmadım. Belki benim ve benim gibi çok zor hayatta kalmaya çalışan diğer Türklerin(ki ben sizin gibi olanların azınlıkta olduğunu düşünüyorum) sizden alacagi dersler vardır. Burasi sizin blog sayfanız istediğiniz gibi yazabilirsiniz ama bu yazılariniz bu araya gelmek insanlari yanıltmasıni ve avustralyada yaşam ile ilgili daha ayrıntılı ve buradaki sanıldığından ve bahsetildiginden çok daha zor olduğunu daha çok üstüne basarak yazmanızı sizden bekliyorum.

    1. Merhabalar,
      Yazılarımda hiç bir abartı olmadığı gibi, kimseye Avustralya’yı bir rüyalar ülkesi gibi gösterme amacım da yok. Zaten öyle olsaydı, Türkiye’de makina mühendisliği okumuş, burada kebapçılık da dahil 4 farklı işte çalışmış bir arkadaşımla sohbet yapmaz, ona “hiç kendine burada ne yapıyorum sorusunu sordun mu” diye sorup “hemen hemen her gün soruyorum” cevabını burada yayınlamazdım. Hiç bir mecburiyetim olmasa da bu sohbetlerimin bir amacı da Avustralya’yı sadece kendi gözümden değil, farklı kişilerin de gözünden yansıtmak ve biraz daha subjektif olmak. Bu yüzden kusura bakmayın, ne Avustralya’yı söylediğiniz gibi rüyalar ülkesi olarak göstereceğim ne de sizin istediğiniz gibi ısmarlama yazılar yazacağım. Benim hayatımı takip etmek hoşunuza gitmiyorsa, takip etmemeniz daha doğrusu belki de.. Kolaylıklar diliyorum, sevgiler..

  15. Merhaba,

    Öncelikle yazılarınız ve yazılarda ki diliniz çok güzel ve yazılarınız buradan oralara göç etmek isteyenler için çok bilgilendirici teşekkür ederim bundan kaynaklı. Ben de Avustralya’ya dil okulu ile gelmek istiyorum. Bunun için sizin ve çevrenizin güvenilir bir eğitim danışmanlık şirketi var mıdır acaba? Ben real eğitim diye bir danışmanlık şirketi ile irtibattayım acaba sizin ve çevrenizin bu eğitim danışmanlık şirketi ile ilgili bir bilgisi ya da deneyimi var mıdır?

    1. Merhabalar, güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim öncelikle☺️🙏
      Ben söylediğiniz ajansı duymadım ama bu kötü olduğu anlamına gelmez elbette. Maalesef buradan tecrübe etmediğim hiç bir danışman ve ajans tavsiyesi vermiyorum, bu tip bir sorumluluk almak beni endişelendiren bir şey. Bu konuda anlayışınıza sığınıyorum. Sevgiler…

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Tasarım: Blogger Tasarım