Avustralya Sohbetleri-1 | Nitelikli Göçmenlik Vizesi ile Gelmiş Mühendis Çiftin Hikayesi

Bugüne kadar hep benim gözümden okuduğunuz Avustralya’yı biraz da farklı gözler size anlatsın istedim ve aklıma Avustralya’da yaşayan, farklı vize türleriyle gelmiş, farklı mesleklere sahip kişilerle sohbet etmek geldi:) Böyle konularda yardımıma koşmaya hazır çok tatlı arkadaşlarım olduğundan bu hayalimi gerçekleştirmek çok da zor olmadı, ben sordum, onlar güzel güzel cevapladılar:)Sohbetlerimden ilkini, gelmesiyle benim de Avustralya’daki hayatımı güzelleştiren, gözlerinden mutluluk fışkıran, dünyalar tatlısı arkadaşım Burcu ile yaptım. Burcu ve eşi Ozan yaklaşık 6.5 ay önce Sydney’e gelen, kendi hikayelerinin henüz başında fakat algıları çok açık, dünyayı iyi tanımış, ne yapmaki istediklerini bilen bir çift. Burcu ile yaptığım sohbet, onun Avustralya’daki hayata bakış açısı ve henüz başında oldukları Avustralya hikayeleri benim çok ilgimi çekti, umarım siz de keyif alırsınız:)

Melbourne, Avustralya

Hazırsanız Burcu huzurlarınızda:)

Merhaba:) Bize biraz Avustralya’ya gelmeden önceki hikayeni anlatır mısın?

Merhaba, ben Burcu:) İstanbul’da doğup, Antalya’da büyümüş ve hayatının ana eksenini bu
iki şehir arasında kurmuş, 30 olmasına da çok az kalmış biriyim:) İTÜ Kimya Mühendisliği
mezunuyum. Üniversite zamanında Erasmus için İspanya’da 6 ay ve master için
İngiltere’de 1 yıl yaşadım.  Avustralya’ya taşınmadan önce bir Alman Enerji Firmasında Strateji Analisti olarak çalışıyordum. Ağustos 2016’da eşim Ozan ile beraber Sydney’e yerleştim.
Newtown Festival, Sydney, Avustralya
Tekrar hoş geldiniz Avustralya’ya 🙂 Peki, Avustralya’ya göç fikri nasıl ortaya çıktı?
Eşimle İstanbul trafiğinden, kalabalığından, etrafımızı çevreleyen baskıcı ortamdan, her gün sokakta karşılaştığımız insanların mutsuzluğundan ve tüm bunların üzerimizdeki etkisinden şikayetçiydik. Dolayısıyla düşüncenin ilk başlangıcı İstanbul’dan gitme fikri oldu. İkimiz de yaptığımız işlerden dolayı ne yazık ki sadece İstanbul ve çevresinde
istediğimiz gibi işler bulabildiğimiz için, ilk başta Türkiye’de başka bir şehre taşınmak aklımızdan geçse de, bunun da hem tam olarak aradığımız değişiklik olmadığını hem de mutlu olacağımız bir iş bulamayacağımızı anladığımızda yurtdışına taşınmak ile ilgili araştırmalarımıza başladık. Avrupa’da birkaç iş başvurusu yaptık ancak başvuru formlarındaki ‘Çalışma izniniz var mı?’ sorusundan daha en baştan elendiğimizi fark ettik. Bunun üzerine kalan diğer seçeneklerimizi değerlendirdiğimizde Amerika’yı açıkçası biraz vahşi kapitalist bulmamız, Kanada’nın da çok soğuk olması nedeniyle Avustralya bizim için en öne çıkan ülke oldu. En nihayetinde Antalya’da büyümüş biri olarak benim için güneşin
sıcaklığını her daim hissetmek ve denize yakın olmak önemli kriterler tabi ki:) Dolayısıyla Avustralya bizim için hayalini kurup yola çıktığımız bir ülkeden ziyade çeşitli düşünsel süreçlerden sonra vardığımız ülke oldu, iyi de oldu 🙂
Harbour Bridge, Sydney, Avustralya

Kendi adıma gerçekten harika bir seçim olduğunu söyleyebilirim:) Bize biraz da hangi vize tipi ile geldiğinizden ve bu süreçte izlediğiniz yolda bahsedebilir misin?

189 numaralı ‘Skilled Independent Visa’ (Nitelikli Göçmenlik Vizesi) ile geldik. Daha önce de belirttiğim gibi Kimya Mühendisliği mezunuyum ve Kimya Mühendisliği bu vize kapsamında değerlendirilen bir bölüm. Ancak iş deneyimim enerji sektöründe danışmanlık ve analistlik olduğu ve bu deneyimim Avustralya’nın aradığı meslekleri içeren SOL’de (Skilled Occupation List- Nitelikli Meslekler Listesi) olmadığı için başvuruyu benim üzerimden yapmadık. Eşim Ozan, Makine Mühendisi ve 9 yıldır üretim mühendisi olarak deneyimi var. Ozan’ın deneyiminin SOL listesinden olmasından dolayı başvuruyu onun üzerinden yaptık ve ben de eş kategorisinden vizeye hak kazanmış oldum 🙂 Bu süreçlerde biz bir danışman ile çalıştık. Açıkçası fiyat/performans konusunda biraz hayal kırıklığı yaşadığımız için danışman ile çalışmak isteyenlere öncelikle kendileri araştırarak vize sürecinin ne kadarını kendilerinin halledebileceğini görmelerini ve eğer gerçekten yardıma ihtiyacı duydukları bir nokta var ise danışman ile çalışmalarını öneririm.
Palm Beach, Sydney, Avustralya
Bu vize ile gelmek size ne çeşitli faydalar sağladı mı?
Aldığımız vize sayesinde Avustralya’da ömür boyu oturma ve çalışma hakkı kazanmış olduk. Burada bizim de ‘Skilled Independent Visa’ başvurusuyla kazanmış olduğumuz ‘Permanent Residency’ statüsü gerçekten çok önemli bir artı. Öncelikle Avustralya vatandaşından tek farkınız seçimlerde oy kullanamamak. Onun dışında Avustralya’nın kendi vatandaşlarına sunduğu sağlık ve eğitim gibi tüm sosyal haklara sahibiz. Burada sağlık hizmeti konusunda hala kafamda soru işaretleri olsa da şu ana kadar Medicare kartımla gittiğim polikliniklerden hiç para ödemeden çıktım. Medicare sahibi olmayanların ise doktor randevusu için minimum 100 AUD ödediği düşünülürse, bu vizenin şu ana kadar deneyimlediğim en büyük artısının sağlık hizmeti olduğunun söyleyebilirim.
Australia Day, Sydney, Avustralya

Çoğu insanın kafasını karıştıran bir soruya gelelim, Avustralya’da yaşayacağınız şehre nasıl karar verdiniz?

Başvuru sürecinde aklımızda hep acaba Sydney mi yoksa Melbourne mü sorusu vardı. Ancak beklenmedik güzel gelişmeler bizi Sydney’e getirdi. Ozan İstanbul’dayken uluslararası bir hızlı tüketim malları şirketinde çalışmaktaydı. Avustralya’ya taşınacağını ve yerine birini bakmaya başlamalarını söylediğinde onu aynı şirketin Sydney’deki fabrikasında çalışan biriyle iletişime geçirdiler. Şansımıza tam olarak Ozan’ın deneyimine uygun birini arıyorlarmış. Dolayısıyla Ozan şirket içi geçiş yaptı ve kendimizi Sydney’de bulduk. Şu ana kadar anlattıklarımın üzerinden tekrar geçtiğimde gerçektende ‘hayat siz planlar yaparken gerçekleşenlerdir’ klişesinin ne kadar da doğru bir klişe olduğunu tekrar fark ediyorum 🙂
Blue Mountains, Avustralya
Gerçekten de pek çok kişinin iş açısından hayal ettiği bir sürprizle karşılaşmışsınız:) Peki, gelmeden önce eşinin işi dışında neleri hallettiniz, geldikten sonraki diğer süreçleriniz nasıl gelişti? 
Gelmeden önce çok büyük bir hazırlık yapmadık ancak kendimizi Avustralya ile ilgili araştırmalara adamıştık diyebilirim. Aklımızdaki en büyük soru nerede yaşayacağımız oldu. Google Maps ile gelmeden şehrin altını üstüne getirmiş olsak da Sydney gerçekten çok yayılmış bir şehir. Yaklaşık 5 milyon nüfusu ile İstanbul’dan daha küçük olmasını beklediğimiz Sydney, bahçeli müstakil evlerin çokluğu ile çok geniş bir alana yayılmış ve gerçekten yaşayacağınız yeri iyi seçmeniz gerekiyor. Ozan’ın çalışacağı fabrika şehrin
biraz dışında olduğu ve mesafeleri tam olarak kestiremediğimiz için yaşayacağımız
yere karar verme sürecinde kendimize biraz zaman tanıyalım dedik ve Airbnb ile 5
haftalık geçici kalacağımız yeri ayarladık. Tam 5 haftanın sonunda da evimize yerleşmiştik 🙂
Burada ev bulma ve tutma süreçleri biraz uzun sürebiliyor. Bu nedenle geleceklerin bunu göz önünde bulundurarak kendilerini sağlama almalarını öneririm. İş konusunda da halihazırda bahsetmiş olduğum gibi Ozan şirket içi geçiş yaptığı için onun herhangi bir iş arama süreci olmadı. Ben de açıkçası kendime biraz zaman tanımak ve şehri daha iyi tanımak adına hemen iş başvurularına başlamadım. Bunda Ozan’ın işinin hazır olmasının bir rahatlığı da vardı tabi. Aklıma yatan işlere keyfi bir şekilde başvurular yaptım ve geldikten 3 ay sonra ben de çalışmaya başladım. Şu an bir turizm firmasında iş analisti olarak part time çalışıyorum ve part time çalışarak ideal çalışma düzenini bulduğumu,
hayatın anlamını çözdüğümü söyleyebilirim 🙂
Bondi Beach, Sydney, Avustralya

Sydney’de sıradan bir günün nasıl geçiyor, ne yiyip ne içiyorsun, nasıl sosyalleşiyorsun?

Haftanın 3 günü çalıştığım için haftanın çoğu bana kalıyor. Hafta içi günlerde genelde buradaki arkadaşlarla gündüz kahve içmek için buluşmak, Opera House manzarasında deniz havası almak en çok yapmaktan keyif aldığım şeyler. Bir de tabi ki bir parka gidip tüm gün yayılmak, kitap okumak. Yaz mevsiminin sonuna gelsek de Sydney sahilleri de her zaman gitmesi zevkli bir seçenek. Burada tabi alıştığımız Ege, Akdeniz plajlarını aramamak lazım. Deniz genelde dalgalı, köpekbalığı tehlikesi de cabası. Şu ana kadar hiç köpek balığı
görmedik ancak denize giren herkes (sörfçüler dışında) kıyıdan uzaklaşmadan sığ yerlerde takılıyorlar. Öyle ben şöyle bir açılıp geleyim diyeni görmedim. Biz de o nedenle denize gittiğimizde kıyıda bir ıslanıp çıkıyoruz işte 🙂 Bir de Sydney, etkinliklerin, festivallerin hiç bitmediği bir şehir. İlk geldiğimizde her festivale, her etkinliğe gitmeye çalışıyorduk. Şu an
biraz yorulduk açıkçası, Sydney’in enerjisine yetişemiyoruz 🙂 Sydney ile ilgili birkaç sosyal medya hesabı takip ettiğinizde hepsinden haberiniz oluyor zaten. İlk başlarda ‘Sydney’de bu hafta sonu kaçırmamanız gereken 10 etkinlik’ yazılarını okuyup ‘Aman Tanrım hangisine gitmeliyiz acaba?’ diye heyecan yapıyordum, artık başka bir işimiz yoksa ‘Dur bakalım bu hafta sonu ne varmış?’ diyecek rahatlığa erdim. Sosyalleşmek de Sydney’de çok rahat açıkçası. Herkes çok pozitif ve iletişime açık. Sokakta gerçekten insanlar birbirine tanımasa da selam verebiliyor. Bir yerde yemek yerken garsonla, bir barda yan masanızda
turan biriyle muhabbete başlayabiliyorsunuz birden.
Sydney Festival, Sydney, Avustralya

En çok merak edilenlerden biri de, Sydney’in ne kadar pahalı bir şehir olduğu. Türkiye’dekine kıyasla alım gücünde olumlu ya da olumsuz ciddi bir fark oluştu mu?

Bu sorunun cevabı bence iş bulmadan önce ve iş bulduktan sonra olarak değişiyor. İlk geldiğimizde fiyatlar biraz gözümüzü korkutmuştu açıkçası. Ancak Türk Lirası olarak biriktirdiğiniz parayı burada harcamak ile burada Avustralya Doları kazanmaya başladığınızda yaptığınız harcamaların sizde yarattığı etki çok farklı. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki iki beyaz yakalı olarak İstanbul’da gün geçtikçe alım gücümüzün düştüğünü hissediyorduk. Burada ikimiz de Türkiye’deki işlerimizle paralel pozisyonlarda çalışıyoruz ve benim part time çalışmama rağmen alım gücümüzde ciddi bir artış olduğunu söyleyebilirim. Dolayısıyla Sydney’de her ne iş olursa olsun bir işiniz olduğu
sürece kimsenin maddi bir zorluk çekeceğini düşünmüyorum. Dışarıda yemek ve gece dışarı çıkmak İstanbul ile paralel fiyatlarda diyebilirim (Avustralya Doları kazanıldığını varsayarak söylüyorum bunu tabi ki). Daha uzun vadeli düşündüğümüzde mesela Sydney’den ev almak İstanbul’dayken ev almamız ile aynı zorlukta olduğunu söyleyebilirim.
Hayal ettiğin Avustralya ve şu ana kadar gördüklerin örtüştü mü, seni şaşırtan şeyler oldu mu?
En önemlisiyle başlayayım – hala beni korkutacak bir hayvan görmedim 🙂  Korkunç örümcekler ve yılanlarla karşılaşmamam dışında henüz beni çok aşırı şaşırtan bir olayla karşılaşmadım. Aslında buradaki yaz mevsimi beni en çok şaşırtan şey sanırım. Ben daha Akdeniz yazı gibi bir mevsim bekliyordum ama değilmiş. Sıcaklık bir gün 40 dereceye çıksa ardından 2 gün yağmur yağıyor ve sıcaklık 25’e düşüyor. Ve tabii yağmurlar sürekli hafta sonuna gelince biraz can sıkıcı oluyor:)
Sydney, Avustralya

Avustralya aksanına alışabildin mi, İngilizce öğrenmek isteyenlere bu ülkeyi tavsiye eder misin?

Avustralya aksanına alışmak için önümüzde daha çok yol var 🙂 Tabi Sydney merkezinde
çok fazla ağır aksanlı insanla karşılaşmadığımı da söylemem gerek. Ben mesela
iş yerinde çok fazla Avustralyalı olmasına rağmen dil konusunda bir problem yaşamadım. Ancak eşimin iş yerinde, fabrika olmasından dolayı küçük kasabalardan gelen çok fazla kişi var ve o ilk başta çok zorlanmıştı. Şimdi ise Avustralyalı aksanı ile ilgili bir haber/video izlediğimizde ben gerçekten tek kelime anlamazken Ozan hepsini anlayabiliyor. Biraz bu aksana maruz kalmakla ilgili ne kadar sürede bu aksanı çözeceğiniz sanırım. Sydney merkezde kesinlikle aksan kaynaklı bir problem yok tabi. Dil okuluna gelecekler için de bu aksan bir problem olmayacaktır. Ayrıca güzel sahilleri, pozitif insanları ve dünyanın bir diğer ucunda yaşamanın getireceği deneyimler ile bence dil okulu için seçilebilecek bir ülke Avustralya.
 
Avustralya’da yaşayan diğer insanların Türklere karşı bakış açıları sence nasıl?
Şu ana kadar hiç bir negatif olay yaşamadım. Burada insanların ya çok uzak olduğu için Türkiye ile ilgili herhangi bir fikri olmuyor veya Gelibolu’da yaşanan ortak tarihten dolayı bir sempati olabiliyor. Unutmadığım bir olay ise, ilk geldiğimiz hafta 7 yaşında küçük bir Avustralyalı kızla konuşurken Türkiye’den geldiğimi söylediğimde ‘Aaa o askerlerin sokaklarda olduğu, savaşın olduğu yer mi?’ diye sormuştu ve bu soru benim gerçekten yüreğimi parçalamıştı. Genel olarak burada kimseye karşı bir ayrımcılık olmadığını da belirtmek isterim. Tabi ki göçmenler gelip işlerimizi elimizden alıyor diye bakan ufak bir Avustralyalı kesim olabilir ancak herkes Avustralya’nın tarihinin çok yeni olduğunun (aborjinlere yapılan bir haksızlık var tabii ama bu bambaşka bir yazı konusu olur) ve aslında herkesin göçmen olduğunun farkında. Ozan’ın işyerinde bununla ilgili çok hoşuma giden bir etkinlik yapılmış mesela. Etkinliğe katılanlardan kendisi buraya göçmen olarak gelenlerin ayağa kalkması istenmiş ve birkaç kişi ayağa kalkmış. Sonra annesi veya babası buraya göçmen olarak gelenlerin ayağa kalması istenmiş ve biraz daha fazla insan ayağa kalkmış. En sonunda da anneanne/babaanne veya dedeleri buraya göçmen olarak gelenlerin ayağa kalkması istenmiş ve neredeyse herkes ayaktaymış. Verilen mesaj çok net; burası bir göçmen ülkesi ve hepimiz bir arada olduğumuz için burası Avustralya ve bu kadar güzel!
Gerçekten ülkenin özü ve ayakta durma sebebi bu kadar güzel anlatılabilirmiş!Peki ya Türk dayanışması var mı:)
Evet 🙂 Aslında buraya gelirken biraz daha uluslararası bir çevre yapacağımızı düşünmüştük ama şu an en yakınlarımızın hepsi Türk. Bunun dışında burada ‘Turkish Connection’ isimli yeni bir oluşum var. Belirli aralıklarla etkinlikler düzenleyip yeni açılan bir Türk restaurantını desteklemeye, buradaki Türk sanatçılara destek olmaya ve genel olarak burada yaşayan Türkler arasında güzel bir ağ kurmaya çalışıyorlar. Şu ana kadar etkinliklerinde midye dolma, çiğ köfte ve kokoreç yiyebildiğim için benim için bu etkinlikler daha da anlamlı oluyor diyebilirim 🙂
Australia Day’de biz:)
Geldiğiniz süre içerisinde farklı şehirleri görme imkanın oldu mu?
Şu ana kadar sadece Melbourne’a gidebildik. Malum mesafeler uzun ve zaman gerektiriyor. Ayrıca Sydney çevresinde o kadar güzel doğa harikası yerler var ki, ilk hedef olarak çevremizi keşfetmeye öncelik verdik diyebilirim. Sydney’in etrafında 2-3 saatlik mesafede çok güzel sahiller, kamp alanları, ulusal parklar mevcut. Ve hala keşfedecek çoook yer var.
Blue Mountains, Avustralya

Madem Melbourne dedin, bu klasik soruyu sormam gerekiyor:) Sydney’mi güzel Melbourne mü?

Çok zor soru 🙂 Açıkçası Sydney’le aramızda ilk görüşte aşk oldu diyemem. Melbourne’e kanım daha çabuk kaynadı. Bunun en büyük sebebi sanırım Melbourne’ın daha Avrupai bir havasının olması. Sokaklardaki grafitiler, sokaklara masa atmış kafeler, keşfedilecek dar sokaklar daha tanıdık bir his yarattı Melbourne’de. Muhtemelen daha önce hep Avrupa şehirlerini gezmiş olmamızın bunda etkisi büyük. Sydney ile ilişkimiz ise daha farklı gelişti. Sydney sanırım daha zamanla, alıştıra alıştıra kendini sevdiren bir şehir. Aralık ayında 4 günlüğüne Melbourne’a gittik, dönüşte şehir merkezine yaklaştıkça ‘Ah eve döndük’ dedim 🙂 Sanırım bu sorunun cevabı benim için Sydney olacak.

Melbourne, Avustralya
Bu soru biraz duygusal:) Bu kadar uzak bir ülkede yaşamak sana nasıl hissettiriyor? En çok
neleri özlüyorsun?
Of en zor soru… Benim için buraya gelmeyi en çok zorlaştıran etmen kesinlikle mesafeydi. Ailesine fazlasıyla bağlı bir insan olarak gelmeden önceki bir ayı gelme heyecanından ziyade sevdiklerimden çok uzakta olacağım düşüncesinin getirdiği karın ağrılarıyla geçirdim. Şu an buradaki 7. ayımızın içindeyiz ve acaba ne zaman gideceğiz sorusu tekrar karın ağrılarını başlattı diyebilirim. Gelmeden önce saat farkının da çok büyük bir iletişim problemi yaratabileceğinin farkında değildim açıkçası. Ama Türkiye’deki sevdiklerimizle konuşmak için uygun olan zaman aralığı çok dar. O akşam işiniz varsa ya da oradakiler sabahtan meşgulse ‘eh yarın konuşuruz o zaman’ diye ertelenebiliyor konuşmalar. Anlatacağınız şeylerin ilk anki heyecanı kaçabiliyor böyle olunca da. Bir de sevdiklerinizin özel anlarında yanında olamamak en zoru. Kardeşimin 18. Doğum gününde veya lise mezuniyet töreninde orada olamamak mesela. Bunlar zor… Avrupa’da olsak uzun hafta sonu tatili yapılabilir ancak burada gelişinizi çok önceden ayarlamak ve geldiğinizde de o kadar yolun hakkını verebilmek için en az 3 hafta kalmak lazım. Bu hem iş ve zaman ayarlamalarını hem de dönüşleri zorlaştıran bir durum sanırım. Sonuç olarak burada en yoğun hissettiğim duygu özlem. Ama teknolojiye güveniyorum, artık mesafeler kısalıyor yakın zamanda daha hızlı ulaşım araçlarının bu derdime derman olmasını umuyorum:) Fazla duygusallaşmadan bir de yemek konusuna girmek istiyorum. Çok yemeye düşkün biri olmamama rağmen bazı sıradan yiyecekleri bile yiyememek insanı bir hayli üzüyor. Yakın zamanda meyhanedeyiz sitesinin yayınladığı reklamdaki gibi yurtdışından gelip özlediği için meyhanede garsondan salça isteyen genç gibi ben de Türkiye’ye geldiğimde muhtemelen yanımdakilere anlamsız gelen şeyler yemek isteyeceğim, mesela sokak
simitçisinden çatal kurabiyesi! (Burada marketlerde salça olduğu için o çok büyük bir problem değil:)) Bazı yemeklere duyduğum özlemden dolayı, buraya geldiğimden beri Türkiye’deyken hiç kendim yapmadığım yemekleri yapmaya başladım. Aynı sebepten evinde lahmacun yapan arkadaşım bile var:)

Burcu’nun bahsettiği reklamı aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz. (Yurtdışında yaşayanların duygusal sebeplerden dolayı izlememelerini tavsiye ederim:))

Son soru, Avustralya’ya Göç etmek isteyenlere ne önerirsin?
Eğer buraya göç etme fikri aklınıza bir kere düştüyse ve o bilinmezlik heyecanını hissettiyseniz – eh bence artık gelin!Burcu’ya bu güzel sohbet ve verdiği içten yanıtlar için çok teşekkür ediyorum.. Umarım hayal ettiklerinden bile huzurlu bir hayatları ve hepimizin hayranlıkla okuduğu çok güzel bir Avustralya hikayeleri olur:)

 

53 Yorum yapılmış
  1. Çok keyifli bir shbet okudum. Üstelik çok da faydalı oldu. Teşekkürler ikinize de 🙂 son satırlarda biraz gözlerim oldu ve keşke sokağın köşesindeki simitçiden çatalları alıp bir kutuya koyup gönderebilsem dedim.

  2. Avustralya benim de hayallerimi süslüyor fakat göçmenlik için aranan yeterliliklere sahip değilim. Bu nedenle sürekli umutsuzluğa kapılıyorum fakat içimdeki "Gitmek" dürtüsü bir türlü dinmiyor. Benim durumumdaki kişiler için fırsat var mıdır? Bu konuyla ilgili bir yazı veya hikaye paylaşırsanız, yol göstermiş olursunuz ve açıkçası minnettar olurum.

    Bol ışıklı günler,

    Kerem

    1. Merhabalar, bu vize dışında pek çok seçeneğiniz daha var. Bunlardan en yaygını dil okulları, hem çıkması büyük ölçüde garanti, hem de eğer İngilizceniz yeterli değilse bunu halletmeniz için güzel bir fırsat. Bir araştırmanızı tavsiye ederim, sevgiler, bol şanslar..

  3. Bir ülkenin özü bu kadar güzel anlatılabilirdi.Verilen örnek harika olmuş! Bizleri hiç unutmadan zaman ayırdğınız için teşekkürler. Yeni hikayeleri sabırsızlıkla bekliyorum ama:) Hoşçakalın…

    1. Aslında iş olayını önceden çözmek pek kolay değil, buraya gelip kendinize uygun fırsatları araştırmanız gerekiyor, yine de ilanlara göz gezdirebilirsiniz ne kadar ihtiyaç olduğunu görmek adına.. Kolaylıklar dilerim..

  4. Avustralyadan doneli tam 1 yil oldu..simdi bu yaziyi okuyunca huzunlendim ve sanirim ben orada son yasadigim sehir olan Sydney'i ve gezip gordugum o diger sehirleri epey ozledim.. en çokta oradaki rahati ve huzuru.. Bu guzel roportaj icin tesekkurler, sevgiyle kalin 🙂

  5. Çok keyifle okudum yazınızı ellerinize sağlık =) Biz de avusturalya macerasına başlamaya çalışan bir çiftiz =) Eşim de mühendislik yapıyor kim bilir belki biz de gelebilirse bavulumuzun bi köşesinde sokak simitçisinden çatal kurabiyesi sıkıştırıp geliriz =)

  6. Sevgili Uzaktaki Minik Kız,

    Yine çok güzel, duygusal, aydınlatıcı ve ilham verici bir yazı olmuş, ellerinize sağlık. Geçtiğimiz haziran ayında 6 gün içinde dolduğu iddia edilen work and holiday kontejyanı yüzünden maalesef hayallerimiz yıkıldı 🙁 oldukça erken bir vakitte bütün belgelerimizi toplamıştık ve neredeyse çıkacağından emindik, eşim ve ben işteki arkadaşlarımıza bile yüksek ihtimalle ayrılacağımızı ve gideceğimizi söylemişken (sanırım dereyi görmeden paçaları sıvamış olduk) bir anda gidemeyeceğimiz öğrenince, sanırım kendimizce küstük ve bu konuyu aylarca bir rafa kaldırdık. Şimdi sanırım baharın yavaş yavaş gelmesiyle ve sizin motivasyon veren yazılarınızın da katkısıyla tekrar bu konu için elimden geleni yapcak gücü buldum kendimde.

    Endüstri mühendisliği mezunuyum 2016-2017 için hazırlanmış SOL listesinde bu meslek mevcut fakat 5 yıllık tecrübemi bu alanda saydırabileceğimden emin değilim, her ne kadar Türkiye'de endüstri mühendisleri danışmanlıktan üretime finanstan pazarlamaya kadar çok geniş bir yelpazede çalışıyor olsalar da Avrupa'ya yaptığım iş başvurularından aldığım cevaplardan anlıyorum ki bir endüstri mühendisinden beklenen genelde üretim ve optimizasyon alanında çalışıyor olması oluyor. Bense 5 yıldır finans sektöründe risk yönetimi ve risk modelleri geliştirme alanında çalışıyorum.

    Umarım sizi bu kişisel detaylarla boğmamışımdır, sizce mesleğimi kabul ettirme şansım var mı sadece bunu sormak istedim.

    Vizeniz çıktığı için çok sevindim,

    Sevgiyle kalın, teşekkürler,

    Işıl

    1. Merhabalar, size yeniden ilham olabildiysek ne mutlu bana☺ İnanın küsmeniz için hiç bir sebep yok, hayallerine ulaşmak için her yolu deneyen o kadar çok kişi var ki, sizinkisi henüz yolun başı bile sayılır☺
      Maalesef tecrübe saydırma konusunda çok titiz davranıyorlar, ben size kesin olarak sayarlar veya saymazlar diyemem ama sayılmaması durumunda kaybedeceğiniz yalnızca 5 puan olacaktır bu moralinizi bozmasın, o 5 puanı dilden veya farklı yerlerden toparlayabilirsiniz.
      Umarım sizin de vizenizin çıktığı haberini okurum buradan en yakın zamanda☺🙏

      Sevgiler💕

    1. Yanlış anlaşılmasın, yazıyı çok beğendim hatta imkanınız varsa keşke bol bol röportaj yazıları yapsanız bunun gibi.. Bu çiftin isimleri, üniversiteleri gibi çok da mahrem olmayan bazı bilgilerine sahip olduk daha ilk yazıda. Bunu kastetmiştim 🙂

  7. Çok hoş bir sohbet olmuş teşekkür ederiz. Gelmek için heyecanlanıyoruz doğrusu. Bize yol gösterip bazı konulardaki soru işaretlerine cevap olduğunuz ićin tesekkürler sevgiyle kalın

  8. paylaşımlarınızı heyecanla takip ediyorum…biraz geç kalmakla beraber Avustralya kelimesi bile kalp atışlarımı hızlandırıyor…hele ki böyle gerçek hikayeler okumak paha biçilemez….çok teşekkürler…takipteyim����…deniz çelik/muğla

  9. Uzaktaki minik kız paylaşımlarınız çok güzel sayenizde uzaklar yakın geldi ben eşimden boşandım küçük 3 yaşında bir kızım var kreşler ücretleri nasıl acaba birde tam zamanlı bırakabiliyormuyuz bi kaç siteden baktım yıllık 500au doğru mu acaba yıllık bu fiyat çok teşekkürler

    1. Çok teşekkür ederim☺🙏 Maalesef yabancı öğrenciler için fiyat sizin söylediğiniz düzeylerden başlıyor, ben de o şekilde gördüm baktığım sitelerden. Saatlerini tam olarak göremedim ama sanırım tam gün olmuyor kreşler, yine de net bir bilgi için araştıracağım. Sevgiler💕

  10. Kesinlikle bu tarz ropartajlari yazi dizisi haline getirmeli ve devam etmelisiniz. Cok keyifli.
    Nitelikli gocmenlikte tum evraklari hazirladiktan sonra basvuru sonrasi ne kadar bir zaman gecti? 3-12 ay arasinda sonuclanan case ornekleri gorsemde 2 seneden once gelmez diyorlar. Sizden kistas alirsak ortalamasi nedir acaba?

    1. Keyif almanıza çok sevindim, Burcu adına da ayrıca teşekkür ederim☺ Devamı gelecek, şu an bunun için çalışıyorum.
      Ben 2 sene gibi bir örnek hiç görmedim bu çok uzun bir süre. Bizim 4 ay sürdü ama 3 haftada vizesi çıkanlar da var☺ Siz yine de ortalamayı 3-12 gibi düşünebilirsiniz☺

  11. Daha önceki yazılarınızda yazdınız mı bilmiyorum kacırdıysam kusura bakmayın. Work and holidayla gittiğinizi biliyorum fakat ekstradan ne kadar harcama yaptığınızı merak ediyorum(eğer özel değilse). Çünkü bankada belli bir miktar parayla gelmek şart fakat bunu borç olarak alıp hesapta gösterdikten sonra 2ay içerisinde geri ödeyen insanlar oldğunu duydum.. İşe girebilmek şartıyla uçak parasını ayırırsam eğer ve BİRAZCIK DA özel durumlar için para,kendimi riske mi atarım sizce? 🙂

    1. Merhabalar, Avustralya'da geçici işler bulmak kolay olduğundan ve eşim geldikten kısa bir süre sonra hemen işe başladığından biz çok fazla ekstra para harcamadık fakat gelişinizden itibaren iş bulana kadar, ev tutma, belki eşya alma, depozito yatırma, ulaşım, yeme içme vs. gibi pek çok masrafınız olacağından, ben kendinizi en az 2-3 ay idare edecek bir parayı yanınızda getirmenizi tavsiye ederim.

    1. Rica ederim☺Permanent visa her zaman çok daha avantajlı, hem dediğiniz hizmetlerden sadece bu vizeyle yararlanabiliyorsunuz, hem de 4 sene sonunda direk olarak vatandaşlığa başvuru hakkınız oluyor. İşveren sponsorluğunda özel sağlık sigortası yaptırmanız gerekiyor, 2 sene aynı işverene bağlı çalışma zorunluluğu var ve vatandaşlık için tekrar PR'a başvurmanız gerekiyor sonrasında.

    1. Açıkçası sorunuzun cevabı tamamen size bağlı. 35 yıldır burada olup tek kelime İngilizce konuşamayan da var, 1 sene içerisinde hiç dil bilmeden gelip, akıcı bir şekilde konuşan da.. Bu yüzden tamamen sizin nasıl bir ortam içerisinde bulunacağınız ve kendi çabanız önem kazanıyor.

  12. Boylesine duygusal bir final beklemiyordum. Ozellikle o reklam videosu cidden insanın içine dokunuyor. Daha gitmeden birçok şeyi ozletiyor. “Evine hoş geldin…” sozü bile yetiyor düşünmek için. Ancak herkesin bir hikayesi var bir şekilde olmak zorunda. Umarım herkesin hikayesinin devamı güzel bir şekilde gelir. Yukarıda Burcu Hanım’ın bahsettiği sosyal medya hesapları ve mobil uygulamalar vardı. Etkinlik vs. takip edilen. Bunlarla ilgili bir yazı gelir mi acaba? Umarım bir gün boyle bir yazı için sohbet şansımız olur. Hoş her yazı için yaptığım yorumlardan kitap olur ama sizin yazdığınız ve bizleri etkilediğiniz işimize yarayacak o kadar bilgiden sonra her yazınızın altına yorum yapası geliyor insanın… Çok teşekkürler her şey için 🙂

    1. Merhabalar,
      Aslında uzun uzadıya bir yazı çıkacak kadar uygulama yok, buraya geldiğiniz de bir kaç web sitesi ve sosyal medya hesabını takip ederek her türlü bilgiye ulaşabilirsiniz. Takibiniz için ben teşekkür ederim, umarım gelirsiniz ve sizin hikayenizi de yazarız buraya beraberce😊 Sevgiler💕

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Tasarım: Blogger Tasarım