Yeni Hayat Dediğine, 35 Saatlik Yolculukla Ulaşılır!



Bu yazı Türkiye’den yaklaşık 15000 km uzakta, saat 18.00 civarlarında, herkesin sandığının aksine buz gibi bir Sidney akşamında yazılıyor:) Dün tam 1 haftamızı doldurduk Sidney’de! Nasıl geçtiğini hiç anlamadığımız kocaman 1 hafta.. Merak edenler için, burası şu an iki kat kazakla ve kalın çoraplarla oturtacak kadar soğuk ve yine merak edenler için, henüz ne yılana, ne de Türkiye’de görmediğim bir tür böceğe rastladım:)

Bir de en çok merak edilen konu olan yolculuğumuz var, uzun uzun anlatmadan önce özetleyeyim, bundan sonra Çin bizim için kardeş ülke, Çinliler de dünya ahiret kardeşimiz olur:)

35 saatlik, 7 koca bavullu yolculuğumuzun nasıl geçeceği bizim için de oldukça merak konusuydu. Bir de China Southern isimli daha önce hiç duymadığımız bir havayolundan biletimiz olunca, iyice heyecan kattık işin içine.

Gece 01.45’te başlayacak yolculuğumuz için biz dahil toplam 11 kişi yollara döküldük. Aslında havaalanında yalnız olalım belki daha kolay olur diye düşünmüştüm ama burada oldukça yalnız olduğumuzu göz önüne alınca iyi ki gelmişler:) 11 kişi dediysem tabi ki bunlar ailemizden, havaalanına Ezgi, Levent ve Şinasi, Aybüke’nin sürpriz yapıp gelişi ile toplam 15 kişi olarak son anlarımızı sevgi yumağı şeklinde geçirdik:)

Bu kadar uzağa gelmenin en zor kısmı ise sanırım pasaport kuyruğuna girdiğin ve herkesi arkanda bıraktığın an.. Bu kısmı uzun uzun anlatmayacağım, anlatırken tekrar yaşamak istemiyorum:)


01:45 uçağımız rötarsız bir şekilde kalktı (ekstra bavulumuza para almayarak gönlümüzü İstanbul’da fethetmeye başladı tatlı Çinliler) ve gece uçuşu olmasının avantajıyla biz sabaha kadar mışıl mışıl uyuduk. (Burada yine mışılların arasında uyanıp ağlama kısımları var, onları geçiyoruz:))
Saatleri çok net hatırlamasam da, yaklaşık 8 saatlik bir uçuştan sonra Urumçi’ye vardık, Urumçi özerk bir bölge olduğundan uçağın durması ve bizim kontrolden geçmemiz gerekiyormuş, buradaki mola bu yüzden. Urumçi’de pek vakit kaybetmeden, kocaman olmuş ayaklarımız ve ellerimizle:) uçaktan indik, kontrol edildik ve tekrar uçağımıza geri bindik.

Asıl molamız, buradan yaklaşık 3 buçuk saat uzaklıktaki Pekin’de oldu. Pekin’de inmekle kalmayıp, bir de valizlerimizi aldık. Neyseki mola süresi yalnızca 2 buçuk saatti, valizleri al ve tekrar geri ver derken, havalanında çok fazla vakit geçirmeye fırsat olmadan tekrar uçağa bindik. Buradaki valiz alışverişimiz ilk ve son kezdi ve kendilerini Sidney’e kadar bir daha hiç görmedik:)

Yaklaşık 3 saat daha uçtuktan sonra (İlk 8 saatten sonra bunlar çok rahat geliyor:)), uzunca süre beklememiz olan (yaklaşık 8 saat) Çin’in bir diğer şehri Guangzhou’ya vardık. Buraya geldiğimizde yola çıkmamızın üzerinden neredeyse 1 tam gün geçmişti ve kelimenin tam anlamıyla ÇOK YORGUNDUK:) Burada “bence” bir mucize gerçekleşti ve tatlı Çinli görevliler, bizi uzun beklememizden dolayı, istersek ücretsiz bir şekilde havaalanına yakın bir otele götürebileceklerini ve burada ücretsiz konaklayabileceğimizi ve yine uçak saatimizden 2 saat önce bizi otelden alabileceklerini söylediler. İşte o anda buraya ” China Southern”den başka havayoluyla gelmemeye yemin ettik:)

Bizi havaalanına yaklaşık 15 dakika uzakta gerçekten güzel ve temiz bir otele yerleştirdiler ve bize dünyaları verdiler:) Burada iyi bir şekilde dinlendikten sonra ertesi sabah sanki yola ilk kez çıkıyormuş gibi hazırlandık ve Sidney’e varmak üzere 9 saatlik yolculuğumuza çıktık.

Avustralya’ya girişlerin zorluğu ile ilgili pek çok yazı okumuştum ve bu yüzden yanımıza hiç yiyecek almamıştık. Uçakta yolculara dağıttıkları formlarda, yanlarında yiyecek/içecek, alkol veya sigara gibi maddelerin olup olmadığı soruluyor. Bizim yanımızda bunlardan hiç biri olmadığından, girişimiz çok kolay oldu. Anlatılanlar gibi ne valizlerimiz açıldı, ne de ayakkabılarımızın içine kadar bakıldı:)

İşte bizim hayatımızın en uzun, en zor ve en hüzünlü yolculuğu bu şekilde geçti..

İndikten sonraki ilk haftamız, ne yiyip ne içtiğimiz, nerede kaldığımız, buranın neye benzediği ve gelir gelmez yapılması gerekenler bir sonraki yazımda olacak, görüşmek üzere:)

9 Yorum yapılmış
  1. Bu hafta ben de bilet alacağım vize beni çıldırtmadan ben geldim derse tabi. Zamanlama benim için kötü oldu. Malum Noel, yıl başı ve yaz turizmi sebebi ile bilet fiyatları üst düzeyde. Daha önceden yurt dışına uçak ile yolculuk hiç yapmadım. Bu sebeple THY, Emirates ve Quantas karışımı planlıyorum ilk yolculuğu. Ama senin bu yazından sonra tatlış Çinliler ile tanışabilirim dedim bu vesile ile. Buradaki sorum şu… Aktarmalarda valizleri her zaman alıyor muyuz? Yoksa bu bileti alırken belli olan bir kural mı? Nedense bu konuda bir korku sardı beni 🙂

    1. Benim size tavsiyem yeni yılı kesinlikle atlatıp öyle gelmeniz olur, gereksiz yere iki katı bilet parası vermek bana mantıklı gelmiyor.
      Eğer ki havayolu değiştirecekseniz çok büyük ihtimal valizinizi almanız gerekecektir aktarmalarda. Ben bu sebeple hep tek bir firmayı daha garanti görüyorum bu tip uçuşlarda😊

      Umarım vizeniz en güzel zamanda elinize ulaşır, son günlerinizin tadını çıkartın, sevgiler 💕

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Tasarım: Blogger Tasarım